http://www.imamhuseyin.org/forum/index.php?action=register
İMAM HÜSEYİN KÜLTÜR DERNEĞİ
24 Nisan 2014, 04:13:08 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: FARZ OLAN NAMAZLAR  (Okunma Sayısı 3561 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
MALİK-14
Yönetici
Ali Şiası
*****

Karma Puanı 2089
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1428


Adalet Güneşinin Doğacağı Sabahın Özlemiyle....


Site
« : 09 Ekim 2009, 13:08:09 »

FARZ OLAN NAMAZLAR
Altı çeşit farz namaz vardır:

1-Günlük beş vakit namazlar.

2-Âyât namazı: Ay ve güneş tutulması, zelzele, korkutucu gök gürlemesi ve şimşek çakması durumunda kılınan namaz.

3-Cenâze namazı: Ölü için bir duâ ve Allâh’tan af dilemektir.

4-Kabe’yi tavaftaki farz namaz.

5-Büyük oğul üzerine farz olan, ölmüş anne ve babasının, kazâya kalmış farz namazları.

6-Nezir, yemîn, ahd ve benzeri sebeplerden dolayı farz olan namaz.

GÜNLÜK FARZ NAMAZLAR
Günlük farz namazlar beş vakittir. Bu vakit namazlarının, ne zaman ve ne şekilde kılınacakları bizlere güvenilir rivâyetlerle ulaştırılmıştır. Şimdi beş vakit namazın vakitlerini açıklayalım.

ÖĞLE VE İKİNDİ NAMAZLARININ VAKTİ
Öğle ve ikindi namazlarının her birinin husûsi ve müşterek vakitleri vardır. Öğle namazının husûsi vakti; öğle namazını kılma vakti girdikten itibâren, bir öğle namazı kılınacak kadar vaktin geçmesi kadardır. İkindi namazının husûsi vakti ise; akşam namazı kılma vaktinin girmesine bir ikindi namazı kılacak kadar kalan vakittir. Bu iki vakit arasındaki geniş zaman dilimi ise, iki namazın, ayrı-ayrı kametler getirilerek bir biri peşinden kılınabileceği vakittir. Bu şekilde iki namazı ortak vakitlerinde kılmaya “cem-i salâteyn” “iki namazı cem etme” denir ki, bu uygulama, hem Peygamber efendimiz (a.s) ve hem de Ehl-i Beyt İmâmları (a.s) tarafından tatbîk edilmiştir.

NAMAZLARIN CEMİ İLE İLGİLİ BAZI RİVÂYETLER
İmâm Cafer Sâdık’ın (a.s) naklettiğine göre; “Resûlullâh (a.s), öğle ve ikindi namazlarını birbiri peşinden öğle namazı vakti girdiğinde cemaatle îfâ etmişlerdir. Yine aynı şekilde akşam ve yatsı namazlarını da güneş batıp akşam namazı vakti girdikten sonra birbiri peşisıra kılmışlardır. Bu şekilde namaz kılmaları için, yolculuk, korku, aşırı sıcak ya da soğuk, yağmur ve benzeri hiç bir sebep de yoktu. Peygamberimiz Efendimiz böyle namaz kılmakla ümmetine vaktin geniş olduğuna dâir bir kolaylıköğretiyorlardı.”[15]

İmâm Muhammed Bâkır (a.s) da buyurdular; “Güneşin gölgenin en kısa olduğu an olan tepe noktasına ulaşıp, batıya meylettiği ve gölgenin uzamaya başladığı anda öğle, ve hemen arkasından da ikindi namazının vakti girmiş olur. Güneş batıp akşam olduğunda ise, akşam namazının ve hemen arkasından da yatsı namazının vakti girmiş olur.”[16]

Sahâbeden Muaz b. Cebel’den (r.a.) nakledilmiştir. Hz. Muaz diyor ki; “Hz. Peygamber ile (a.s) Tebük’e gitmek için yola çıkmıştık. Peygamberimiz (a.s) yolculuk esnâsında öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsı namazlarını birleştirerek (cem ederek) kılıyor, kıldırıyordu.”[17]

İbn-i Abbas’dan (r.a.) rivâyet edilmiştir. O der ki; “Hazreti Peygamber (a.s) korkulacak bir durum olmadığı ve seferde de (yolculukta) bulunmadığı halde öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazlarını birleştirerek kıldırmıştır.”

Yine İbn-i Abbas (r.a.)’dan nakledilmiştir. O diyor ki; “Peygamberimiz Medîne’de korkulacak bir durum olmadığı, yağmur da yağmadığı halde öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsı namazlarını cem etmiştir.” “Râvi diyor ki; İbn-i Abbas’a; ‘Hz. Peygamber niçin böyle yaptı?’ diye sordum. İbn-i Abbas (r.a.); ‘Ümmetini güçlüğe-zorluğa sokmamak için’ diye cevap verdi.”[18]

Netice itibâriyle; seferde olduğu gibi yolculuk ve herhangi bir durumun olmadığı normal hallerde de, ihtiyâç duyulduğu zamanlar namazlar cem edilerek kılınabilecektir. Bu, Hazreti Peygamberin (a.s) biz ümmetine tanımış olduğu bir ruhsattır. O halde hangi sebeple olursa olsun Hz. Peygamber tarafından tanınmış olan bu ruhsatı kimsenin kaldırmaya hakkı yoktur.[19] 

AKŞAM VE YATSI NAMAZLARININ VAKTİ
Akşam güneşin batmasından sonra, doğu tarafında görülen kızıllığın kaybolduğu andan itibaren akşam ve yatsı namazlarının vakti girmiş olur.

Akşam ve yatsı namazlarının da özel ve ortak vakitleri vardır. Akşam namazının özel vakti akşam namazı girdiği andan itibâren üç rekatlık bir namaz kılacak bir zaman geçinceye kadardır. Yatsı namazının özel vakti de gecenin yarısına dört rekatlık bir namaz kılınacak kadar bir zamanın kaldığı süredir. Bu iki özel (husûsi) vakit arasında kalan geniş zaman dilimleri ise, akşam ile yatsı namazlarının müşterek kılınabilecekleri vakitlerdir.

Peygamber efendimizin (a.s) ve pâk Ehl-i Beyt İmâmlarının (a.s) uygulamaları göz önüne alınarak namazlar belirtilen vakitler içerisinde kılınmalı, hiç bir namaz, diğer bir namazın husûsi vaktine bırakılmamalı, yatsı namazı da gece yarısını geçecek bir şekilde ertelenmemelidir. Bilinmelidir ki en faziletli namaz vaktin evvelinde kılınan namazdır. Bu konularla ile ilgili olarak;

Peygamber efendimizden (a.s) nakledilmiştir; “Yatsı namazının vakti gece yarısına kadardır.”[20]

Hak Ehlinin İmâmı Muhammed Bâkır’a (a.s) soruldu ki; “Her namaz için en fazîletli vakit vaktin evveli midir? Vaktin ortası mıdır? Yoksa vaktin sonu mudur?” Buyurdular (a.s); “En faziletli vakit, vaktin evvelidir.” Resûlullâh (a.s) ; “Muhakkak ki Allâh hayırda acele edilmesini sever.” buyurmuşlardır.”[21]

Velâyet bahçesinin gülü İmâm Cafer Sâdık (a.s) buyurdular; “Vaktin evvelinin, vaktin sonuna üstünlüğü, âhiretin dünyâya üstünlüğü gibidir.”[22]

İmâm Cafer Sâdık (a.s) buyurdular; “Yatsı namazının son vakti gecenin yarısıdır.”[23]

SABAH NAMAZININ VAKTİ
Sabaha yakın doğu tarafından bir aydınlanma başlar ki buna “fecr-i evvel” (birinci fecir) denir. Bu aydınlığın yayılıp tamamlanmasından sonra, ikinci fecir ve sabah namazının vakti girmiş olur. Sabah namazı vakti; güneş doğmaya başladığı âna kadar devam eder.

İmâm Muhammed Bâkır (a.s) buyurdular; “Sabah namazının vakti, aydınlığın dikey değil, yatay olarak yayılmaya başladığı ikinci fecir ile güneşin doğmaya başladığı vakit arasıdır.”[24]
Kayıtlı

"Kendi zamanının İmamını tanımadan ölen; cahiliye ölümü üzerine ölmüş olur."  Hz. Muhammed (s.a.a)
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.18 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!